Siyasi gündemin karmaşık ve belirsiz olduğu günümüzde, bir gün sonrasının gelişmelerini tahmin etmek oldukça zor. Ancak bu durum, bazı değerlendirmeler yapmamıza engel değil. Hakan Kaplan’ın 10 Nisan 2026 tarihli yazısında belirttiği gibi, tutuklama meselesi aslında öngörülebilir bir durumdu. Kamuoyunun tepkisini göze alan bir iktidarın geri adım atması beklenemezdi. Gelinen noktada, Ekrem İmamoğlu’nun tahliyesi durumunda kahramanlaşması, tutuklanması halinde ise sokak olaylarının patlak vermesi muhtemeldi. İktidar, ikinci seçeneği tercih etti ve sonucu zaman gösterecek. Peki, bu gelişmelerden sonra ne olacak? Gerçekten yapılmak istenen neydi?
Mansur Yavaş’ın “paçavra” ifadesinden sonra kafamda bir ışık yandı. Acaba iktidar, İmamoğlu’nu tutuklayıp siyasi yasak getirerek muhalefeti Yavaş’a zorla aday göstermeyi ve bu süreçte Kürt oylarını Erdoğan’a yönlendirmeyi mi hedefliyor? Mansur Yavaş, Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi bayrağına böyle bir ifade kullanırken, PKK bayrağı ile bunun arasında büyük bir fark olduğunu bilmeyebilir mi? Bu ayrımı yapmanın bu kadar zor olduğunu düşünmüyorum. Yavaş, terör örgütü bayrağına “paçavra” dese, Dem Parti seçmeni bu kadar tepki gösterir miydi? Devletimizin tanıdığı bir bayrak ile terör örgütü bayrağı arasında ayrım yapamayan birinin cumhurbaşkanlığına aday olması ne derece mantıklı?
Son olarak, Kürt seçmen, Mansur Yavaş ile Erdoğan arasında bir tercih yapmak zorunda kaldığında, kimin lehine oy vereceğini düşünmek gerekir. Şüphesiz ki Erdoğan’ı tercih edecektir. 2023 seçimlerinde Erdoğan, milliyetçilik vurgusu yaparak zafer kazanmıştı. O dönemde dünya konjonktürünü iyi okuduğu için milliyetçiliğin yükselişini değerlendirmiş ve bu stratejiyle seçimi kazanmayı başarmıştı.
Ancak, zamanla koşullar değişti ve Kürt seçmen sayısı arttı. Bu durum, seçimlerde belirleyici bir faktör haline gelmeye başladı. Erdoğan’ın muhalefetteki potansiyel rakipleri zaten milliyetçi tabandan oy alabilecek durumdayken, yeni bir strateji geliştirmesi kaçınılmaz hale geldi. Bu bağlamda, İmamoğlu’nu adaylıktan uzaklaştırıp muhalefeti Yavaş’a yönlendirmek, Erdoğan’ın Kürt oylarını kazanması için mantıklı bir hamle olabilir.
Bu yazıda ele aldığım hukuksuzluklar ve siyasi etik konuları, önceki yazımda detaylı bir şekilde işlenmiştir. Bugün düşündüğüm bu senaryo, yarınki gelişmelere bağlı olarak değişebilir. İktidarın elinde birçok seçenek olabilir, fakat yukarıda sunduğum senaryo sizce de mantıklı değil mi? “Olmaz” demeyin; bu ülkede daha önce olup olmadık birçok şey yaşandı.